Sahnelerde çalıştığım ilk dönemde öğrendiğim en önemli şey şuydu: iyi bir doğaçlamacı en zeki ya da en hazırcevap kişi değil. En rahat olan kişidir.
Doğaçlama Neden Sınavın Bir Parçası?
Tirat ezberlenir, prova edilir, aynada defalarca tekrarlanır. Jüri bunu bilir. Asıl merak ettiği şey, hazırlığınız bittiğinde geriye ne kaldığı. Beklenmedik bir istekle karşılaştığınızda donup kalıyor musunuz, yoksa orada bir şey inşa edebiliyor musunuz? Doğaçlama tam olarak bunu ölçüyor.
“Mükemmel” Değil, “Gerçek”
Doğaçlamaya yeni başlayanların çoğu komik ya da akıllıca bir şey söylemeye çalışır. Bu, işin en çok ters giden kısmı. Jüri esprili olmanızı beklemiyor, o anda dürüst bir tepki vermenizi bekliyor. Partneriniz size bir şey söylediğinde, ilk içgüdünüz onu reddetmek ya da daha iyi bir şey bulmaya çalışmak olmasın; söyleneni kabul edip üzerine bir şey ekleyin. Doğaçlamada buna “evet, ve…” prensibi denir. Basit görünür ama sahnede uygulamak sandığınızdan zor.
Evde Tek Başına Çalışılabilecek Bir Egzersiz: Don Oyunu
Bu oyunu iki kişiyle oynayabilirsiniz, üçüncü kişi izleyip yönlendirir. İki kişi kısa bir sahne kurar, herhangi bir konuda. İzleyen kişi “don” dediği anda sahnedekiler tam o pozda donar. İzleyen, dondurulan iki kişiden birinin yanına gidip onun yerine geçer, aynı fiziksel pozu birebir alır ve o pozdan yepyeni, önceki sahneyle hiç ilgisi olmayan bir sahne başlatır.
Kulağa basit geliyor ama değil. Çünkü bir pozdan hikaye üretmek zorunda kalıyorsunuz, düşünmeden. İlk birkaç denemede kafanız karışabilir, hatta sahne yarım kalabilir. Önemli değil. Bu tam olarak sınav gününde karşılaşacağınız duruma benziyor: hazır olmadığınız bir anda bir şey üretmek.
Kendi Deneyimimden
İlk doğaçlama provalarımda üç saniye boyunca hiçbir şey söyleyemediğim oldu. Sahne ortasında durdum, partnerim bana baktı, ben ona baktım. O an çok uzun geldi. Sonradan fark ettim ki o sessizlik aslında sahneyi bitirmiyor, tam tersine bir gerilim yaratıyor. Donduğunuzda hemen bir şey söylemeniz gerekmiyor; bazen bir bakış, bir nefes bile bir tepkidir.
Doğaçlamayı sevmek zorunda değilsiniz, çoğu aday sevmez zaten. Ama üzerinde çalışmak, sınav gününde beklenmedik bir anla karşılaştığınızda size gerçek bir avantaj sağlar.
Birlikte Hazırlanalım:
Konservatuvar sınavına hazırlanmak sadece bir metni ezberlemek değildir. Doğru nefes, sahne duruşu, duygu aktarımı ve en önemlisi jüri karşısında kendine güvenmek ister. Ben bu sürecin her adımını bizzat yaşamış biri olarak, öğrencilerime sadece teknik değil, o sınav gününe hazır bir zihin de kazandırmayı hedefliyorum.
Ataşehir’deki stüdyomda, birebir ve küçük grup derslerimiz ile; hayal ettiğiniz o okulun kapısından geçmeniz için yanınızda olacak, belki de sizi sahnenin de ötesine taşıyacak o ışığı, birlikte yakacağız.
Sahnede buluşmak dileği ile…
Perde!

Comments are closed