konservatuvar-sinavi-gercekte-nasil-isler

Konservatuvar sınavına girecek adaylarla konuştuğumda hep aynı cümleyi duyarım: “Tiradımı ezberledim, hazırım.” Ben de bir zamanlar öyle düşünmüştüm. Haliç’te sınav masasının karşısına geçtiğimde anladım ki mesele hiç ezber değilmiş.

İki Aşama, İki Farklı Sınav

Konservatuvarların çoğunda süreç iki adımdan oluşur. İlk aşamada bir komedi, bir de dram tiradı sunarsınız, sonra jüri size birkaç soru sorar. Buradan geçebilirseniz asıl eleme ikinci aşamada başlar; bazı okullar buna “düzey sınavı”, bazıları “kesin kabul” diyor. Üçüncü bir aşama olarak sade bir mülakat ekleyen okullar da var, ama bu genelde daha rahat geçen bir tanışma sohbetidir.

Neden bunu bilmek önemli? Çünkü çoğu aday ilk aşamayı “asıl sınav” sanıp bütün enerjisini oraya harcıyor, ikinci aşamaya yorgun giriyor.

Yanlış Tiradı Seçmek

Bunu çok gördüm: bir aday sahneye çıkıyor, çok bilinen, jüri üyelerinin belki yüzüncü kez izleyeceği bir tiradı söylüyor ama o metinle hiçbir bağı yok gibi duruyor. Popüler bir tirat sizi kurtarmaz. Sizi kurtaran, o karakterle aranızda kurduğunuz gerçek bağ. Bir metni seçerken kendinize dürüstçe sorun: bu insanı gerçekten anlıyor muyum, yoksa sadece etkileyici geldiği için mi seçtim?

Ben kendi hazırlık sürecimde tiradımı üç kere değiştirdim. Üçüncüsünde anladım ki mesele metnin ne kadar iyi olduğu değil, benim o metinle ne kadar rahat olduğumdu.

Sesin Arkasındaki Şey: Nefes

Sahnede sesiniz titriyorsa, sorun genelde sesinizde değil nefesinizdedir. Diyaframdan nefes almak, göğsünüzle değil karnınızla nefes almayı öğrenmek demek. Basit bir alıştırma var, öğrencilerime de bunu öneririm: burnunuzdan dört saniyede nefes alın, dört saniye tutun, ağzınızdan dört saniyede verin, sonra dört saniye bekleyin. İlk başta garip gelir ama birkaç haftada sesinizde fark edilir bir değişim olur.

Jüri Aslında Neye Bakıyor?

Teknik doğruluk elbette önemli ama jürinin peşinde olduğu şey, duygunun sahnede gerçek akıp akmadığı. Beden diliniz söylediğiniz sözlerle uyuşuyor mu? Aniden bir doğaçlama istendiğinde donup kalıyor musunuz, yoksa o anda bir şeyler üretebiliyor musunuz? Bunlar ezberlenmez ama üzerinde çalışılabilir.

Son Soru: Neden Buradasınız?

Sınavın sonunda hemen hemen her okulda karşınıza aynı soru çıkar: neden bu şehir, neden tiyatro, neden bu okul. Basit görünür ama pek çok aday burada şaşırıp kalıyor. Güncel bir oyun izlemiş olmak, sevdiğiniz bir oyuncudan bahsedebilmek, aslında en çok bunlar işe yarıyor. Jüri mükemmel bir cevap beklemiyor, gerçek bir ilgi arıyor.

Konservatuvar sınavı bir performanstan çok bir hazırlık meselesi. Doğru yönlendirmeyle bu süreç göründüğünden çok daha az korkutucu.

Birlikte Hazırlanalım:

Konservatuvar sınavına hazırlanmak sadece bir metni ezberlemek değildir. Doğru nefes, sahne duruşu, duygu aktarımı ve en önemlisi jüri karşısında kendine güvenmek ister. Ben bu sürecin her adımını bizzat yaşamış biri olarak, öğrencilerime sadece teknik değil, o sınav gününe hazır bir zihin de kazandırmayı hedefliyorum.

Ataşehir’deki stüdyomda, birebir ve küçük grup derslerimiz ile; hayal ettiğiniz o okulun kapısından geçmeniz için yanınızda olacak, belki de sizi sahnenin de ötesine taşıyacak o ışığı, birlikte yakacağız.

Sahnede buluşmak dileği ile…
Perde!

İletişim:

Konum: Ataşehir / İstanbul
IMDb Profilim: imdb.com/name/nm17741107
Instagram: @ayankubraberil
#

Comments are closed